| Güzel, akıllı, başarılı: Jodie Foster |
![]() |
İki yaşındayken bir TV reklam filminde oynayan Foster, oyunculuk kariyerinde 100’ü aşkın filmde rol aldı. 1970 de ilk kez bir TV filminde oyunculuk yaptı ve ardından çok sayıda Disney filmlerinde oyunculuğa devam etti. 1976 da Martin Scorsese’nin “Taxi Driver” filmindeki rolüyle, henüz 14 yaşında, en iyi yardımcı oyuncu dalında Oscar adayı oldu. 1976 yılında “Freaky Friday” ile ilk kez Altın küre adaylığını yakaladı. Hiçbir oyunculuk dersi almamış oyuncunun başarısı hayranlık uyandırdı.
1981 Mart ayında, John Hinckley’nin başkan Ronald Reagan’a ateş ederek öldürmeye kalkışması ve sebep olarak da “Taxi Driver” filmine ve özellikle Jodie Foster’a olan takıntısını öne sürmesi Foster’a zor zamanlar yaşattı.
Çocuk oyuncu statüsünden genç oyuncu statüsüne geçmenin sıklıkla imkansız olduğu Hollywood’da Foster, kariyerinin devamını ustalıkla sağladı. “The Accused” (1988) daki rolüyle en iyi kadın oyuncu dalında Altın Küre ve Oscar ödüllerini kucakladı. 1991 yılında “The Slience of the Lambs” ona ikinci Altın Küre ve Oscar heykellerini getirdi. Daha sonra 2001 yılı yapımı, devam filmi niteliğindeki “Hannibal” da oynamayı kabul etmedi.
Bu sıralarda Jodie Foster yönetmenlik ve yapımcılıkla da ilgilenmeye başladı. 1991 de “Little Man Tate” i yönetti. 1994’de rol aldığı “Nell” de ise filmin yapımcılığını da Foster üstlenmişti. Bu filmdeki oyunculuğu ile aktrist, Altın Küre ve Oscar adaylığını yeniden yakaladı. 1999 da “Contact” ile 5. kez Altın Küre adayı oldu.
2002 yılında People dergisi tarafından dünyadaki en güzel 100 kişiden birisi seçildi.
Sosyal yaşamında hiçbir zaman yanında bir erkekle görülmeyen Foster’ın lezbiyen olduğu konusunda dedikodular yapıldı. 1998’de bir erkek çocuk doğuran Foster, çocuğunun babasını hiçbir zaman açıklamadı. 2001 yılında ikinci erkek çocuğunu dünyaya getiren oyuncu, yine çocuğunun babasını açıklamadı. Çocuklar yeterince büyüdüğü zaman babalarının kimliğini onlara açıklayacağını söylemekle yetinen Foster, özel hayatını gözlerden uzak tutmak konusunda daima çok başarılı oldu.
İlk çocuğunun doğumundan sonra Foster, her yıl bir film çekmeye karar verdi. Bu kararının ardından 1999 da “Anna and the King” ve 2001 yılında da “Panic Room” geldi. Kısa bir aradan sonra 2005 de “Flightplan” ile Foster, bir filmi tek başına götürebileceğini bir kez daha kanıtladı.
2006 yılında Spike Lee’nin yönettiği, ülkemizde de vizyona giren “Inside Man” (“İçerideki Adam”) filminde, Foster başrolü Denzel Washington ile paylaşıyor. Bir banka soygununun konu edildiği film, Amerika’da seyircinin beğenisini kazanmayı başardı.
Müge Bayraktar
> Tüm özel dosyalar için tıklayınız